Yaşadığımız olayları, olayların bizde bıraktığı duyguları, düşünceleri aynı gün kaleme aldığımız ve o günün tarihini koyduğumuz yazı türüne günlük denir.
Günlük kelimesini ilk olarak edebiyatımızda Falih Rıfkı Atay kullanmıştır.
Kişi, günlüklerinde iç dünyasını veya çevresinde gördüklerini anlatır. Ünlü sanatçıların ve siyaset adamlarının günlükleri, fikirlerini açıklamaları, devirlerini aydınlatmaları bakımından önem taşır.
Günlük batıda gelişmiş bir türdür. Ancak, Japon edebiyatında 935'te günlüklerin yazıldığını biliyoruz. İlki Tsurayuki' nin Tossa Nikki adlı günlüğüdür.
Türk edebiyatında günlük yazma fazla yaygın değildir. Türk edebiyatında Vakayinameler günlüğe benzer türler olup batılı anlamda ilk günlük ise Direktör Ali Bey'in yazdığı Seyahat Jurnali'dir. Günü gününe tutulan notlardan faydalanılarak sonradan meydana getirilmiştir. Şair Nigar binti Osman(Nigar Hanım)'ın tuttuğu günlükler ve Ömer Seyfettin' in Milli Edebiyat Döneminde yazdığı Ruznameler yayınlanmıştır.
ÖZELLİKLERİ
1.Günü gününe yazılır ve o günün tarihi atılır.
2. Özneldir. Duygusal yönü ağır basar.
3.Son derece içten(samimi) dir.
4.Genellikle kısa yazılardır.
NOT: Günlüklerde bir çeşit anıdır. Daha doğrusu anıya benzerler. Aralarında en önemli fark; günlük yaşandığı gün yazılırken anılar ise yaşandıktan yıllar sonra yazılır. Öznellik günlüklerde anılardan daha fazladır.
Edebiyatımızdaki diğer önemli günlük yazarları şunlardır;